management etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
management etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2008 Salı

Madurum! Teknolojiye güvenmiyorum...

Günümüzde herşey teknolojik gelişmelerle doğru orantılı olarak ilerliyor. İnsanlarda bu teknolojiyi geliştirdikleri gibi ona ayak uydurmaya çalışıyorlar ama bu muhteşem buluşlar her zaman bizlerin işine yaramıyor. Hızlandıralaım derken elimizden kaçırıyoruz, kaybediyoruz, olanakları değerlendiremiyoruz. İki mekan değiştirmeyelim diye kullandığımız bilgisayarlarımız bize daha da zorlu yollar oluşturmakta ustalar.
Buna en iyi tanık ve en büyük şikayetçi yine benim. Üniversitede herşeyimizi bilgisayar aracılığıyla yapmaya başladığımızdan beri tatillerimi okulda geçirmekten kendimi kurtaramadım. Geçen dönem notlarım bilgisayara yanlış girilmişti ve sistemi değiştirmek okul yetkililerine göre hiç de kolay değildi. Şimdi de kaydedip yayınladığımı sandım yazılarım eksik ve sürekli bir yerinden hata veren bilgisayarımı tamire verdiğim gün arkadaşımdan notumla ilgili kötü haberi alıyorum. Bu yüzden bu son yazımı bazı değişikliklerle tekrar yazıyorum bir internet kafeden.

Umarım kabul edersiniz bu teknoloji kurbanının son yazısını...

Herkese iyi tatiller...

22 Mayıs 2008 Perşembe

Yabancı yatırımcılar ve MIŞ gibi yapmanın yararları

Ülkemizde bir çok insan ülkemize gelen yabancı markaların yurtdışındaki yapılarını,fiyat politikalarını ve imajlarını bilmiyor.Yabancı firmalarda hem ülkemizin ekonomik yapısından hem de insanlarımızn bilinçli olmamasından faydalanarak fiyatlarını ve imajlarını bu doğrultuda yükseltiyorlar. Tıpkı Marks&Spencer, GAP and Starbucks gibi.Biz bu konumuzu Starbucks adı altında örneklendirelim. O da bunu yapan yabancı yatırımcılardan birisi. Ülkemize ilk geldiğinde TC.’nin en büyük şehrinde yani sadece İstanbul’da açılmıştı ve ülkenin diğer şehirlerinde çok tanınmıyordu ama duyan ve bilenlerin anlatmalarıyla Starbucks imajı kafalarda şekilleniyordu. Neydi, nasıldı bu imaj? İlk önce çoğu insanın erişilmez,kolay kolay gidilemezmiş gibi algılamasını sağladı Starbucks. Bir süre de bunu korudu.Bu koruma süresinde kendini güçlü göstereyim derken halkın sadece üst sınıfına hitap eder oldu. Daha sonra insanlar gözlerini karartıp bir kerede olsa gidelim diyerek gittiler ve abartılmaması gerektiğini gördüler. Eş zamanlı olarak Starbucks’ın birbirine yakın yerlerde şubelerini çoğaltması insanların daha günlük bir mekan gibi algılamaya başlamalarını sağlattı. Böylece Türkiye pazarına ilk girdiği zamandaki imajını kendi eliyle yıktı. Başka bir açıdan bakarsak, önce pazarın kaymağını yedi şimdi de özüne döndü… Ama fazla uçlara gitmemek koşuluyla –mış gibi yapmanın ne kadar karlı bir hareket olduğunu da gösterdi.

16 Mayıs 2008 Cuma

Ekonomi üniversitesi öğrencilerinin olmazsa olmaz dert konusu: HELP DESK


Okulumuz kendini pazarlarken kullandığı herkese bir diz üstü bilgisayar fikrini kullanarak çok ilgi çekmişti ama bu güzel, kaliteli,teknolojiye önem veren okul imajı her öğrencinin istisnasız bilgisayarlarıyla sorun yaşamaya başlamasıyla sona erdi.

İlk üçe giren sorunlar:

1-Şarj aletim bozuldu.

2-Bilgisayarımın pili 2 dk.bile dayanmıyor.

3-Bilgisayarım çok çabuk ve gereğinden fazla ısınıyor, ısınmakla kalmayıp birde bana bağırmaya başlıyor. :)


Bunları gördüğü halde öğrencilere işkence yapmaktan zevk alan HELP DESK çalışanları en az üç kere aynı sorunla gitmeden sorununuzu tam olarak çözmüyorlar. Tabi bunun çeşitli nedenleri vardır buna eminiz ama okulumuzun bilgisayar firması ve kendine pay çıkartmak yerine bizi desteklemesi gerekir diye düşünüyorum. Gerçi olayları kendilerine çevirme konusunda başarılılar. Mesela, bilgisayarını okulda tamir ettirmeye kalksan 3 haftadan önce geri gelmiyor tabi bu arada ödevler, bilgisayar ihtiyacı hiç bitmiyor.Bu ihtiyaç yüzünden başka bir yerde tamire versen garantisi iptal oluyor. Hadi sabrettin bekledin ama sonucun garanti olmaması ihtimali hatta bu ihtimalin gerçeğe dönüşmesi daha da acı. Bu yüzden okulumuzun kendini pazarlarken kullandığı yöntemlerin gerçekliğini korumasını, öğrenci odaklı çalışmalarını istiyorum. Her açıdan bir ticarethane gibi değil, bir eğitim kurumu gibi çalışması hem bizim daha çok faydalanmamızı hem de okul hakkındaki fikirlerimizi kötü yönde değiştirmemesini sağlar.

Teşekkürler…

5 Nisan 2008 Cumartesi

Yeni Ford Focus'a ...

http://www.youtube.com/watch?v=w4y272NI7J8
öncelikle reklamı izlemeyenler için bu link e bakmalarını rica ediyorum.

Araba reklamı dendiği zaman lastik,far,direksyon,boş yollar,virajlar,hız gösterileri, güvenlik,sağlam yol tutuş sloganlarına o kadar alışmışım ki bu reklamı görünce hayran kalmıştım.Klasik araba reklamlarının o kadar dışında ki... Özellikle de bir bayan sürücü olarak amacım sadece ulaşımımı sağlamakken arabalara ve markaya saygım arttı.

Yeni modelin Pazarlaması için seçilen yöntem o kadar saygın ve yaratıcı ki.Farklı bir bakış açısıyla bir arabanın parçalarının ne kadar işlevsel olabileceğini göstermişler bizlere.Yeni Focus`un benim ilgimi çeken reklam filminin oluşum hikayesi ''Aracınızın her parçası yeniden yorumlandı” fikri üzerinden ilerlemiş. 22 kişilik dizayn ekibi ile yaklaşık 7 hafta süren bir çalışma sonrasında, Focus`un 21 orjinal parçasından oluşturulan ve gerçekten çalınabilen enstrümanlar yapıldı. Örneğin aracımızın şanzımanı ve motor kaputunun kenar kısımları ile gerçek bas gitar ve piano telleri eklenerek yapılmış.

Bu enstrümanların yarattığı müziğin, harmoni ana fikrini çok güzel aktardığını;reklamı izlerken arabanın fiyatı,özellikleri yerine markanın pazarlama anlayışlarının paraya endeksli olmadığı, başarılı, yaratıcı, şık bir markanın akıllara geldiğini ve markanın imajını yükseltmeyi başardıklarını düşünüyorum.

Ve tebrik ediyorum...

4 Mart 2008 Salı

reCİKS

Yaşamdan bir şeyler olması benim için daha önemli en azından hepimizin yaşayabileceği olaylara karşı daha dikkatli olmamıza, aklımızın bi köşesinde kalmasına yardımcı olur. Hepimiz aynı okulun öğrencileriyiz ama ne yazık ki genelin çizdiği imajın altında kalıyoruz. Okulumuz etrafındaki şık yerlerinde bu imaj kaynaklı pazarlama yöntemlerindeki değişiklikler rahatsız edici. Önümdeki örneği de sizle paylaşmam gerek tabii. İzmir'de yaşayan çoğu insan Reci's restaurantının adını,sistemini,kalitesini ve fiyatlarını az çok bilir ve buna güvenerek orayı seçerler. Biz de o yolu izlemiştik ama karşılaştığımız şeyler karşısında imajın işletmelerin kendilerini pazarlama sistemlerinde değişikliğe gittiklerini gördük. Örneğin; Reci's in Göztepe şubesinde en basitinden bir kolanın fiyatı normale göre pahalı da olsa miktarı az değil ama Balçovadaki şubelerinde bu da yok. Aynı zamanda hizmette de farklılık söz konusu; bahsettiğimiz şubedeki garsonlar müşterilerin bilgilerini kendilerine göre ölçmeye yeltenecek hatta cevapları beğenmeyecek kadar ukalaca bir tavır içindeler. Bu imajın etkilerini sanırım iki tarafta fazlasıyla görüyor. Reci's beklediği ilgiyi göremiyor, bizler de bu sevdiğimiz mekandan istediğimiz ve beklediğimiz keyfi alamıyoruz.

18 Şubat 2008 Pazartesi

Denem 2

2. deneme yazısı...
blog öğreniyorum =)

Deneme 1

Gene Blog Öğreniyorum =)